Posts Tagged ‘Yüksek enerji ses dalgası’

Teknolojinin tıp dünyasına etkisi

Pazar, Ağustos 31st, 2008

Bilimsel her buluş, tıpta yeni uygulama alanları yaratmış, bazıları ise çığır açmıştır.

-X ışınlarının kesiti röntgen uygulamasını başlatmış,
-Radyoaktivitenin bulunması radyoterapinin kanser tedavisinde önemli bir uygulama olmasına neden olmuş,
-Optik alanındaki gelişmeler merceklerin gelişmesi, göz kırma kusurlarının tedavisinde tartışılmaz bir biçimde yerlerini almıştır.

Bu örnekleri çoğaltmak mümkün… Konuyu fazla uzatmamak ve asıl konuya gelmek istiyorum. 1954’lü yıllarda fizikçi Mulvaney ve Yutkin; sıvı içinde birbirine yeterli yakınlıktaki iki nokta arasında yüksek voltajlı gerilim uygulayarak, elektrik kıvılcımı (atlayan elektrik=spark) oluşturdular. Sonunda “yüksek enerji mikro hava kabarcıkları” yarattılar. Bu kabarcıklardan yok olurken bir pirinç levha üzerinde tahribat (deformasyon) yapacak kadar güç açığı çıktığını saptadılar. Bu buluş 1980’lerin sonlarında “Elektro hidrolik” jeneratörlü taş kırma cihazlarıyla “Üriner Sistem Taş Hastalığının Tedavisinde” büyük aşama kaydetmiştir. Bu cihazlar klasik bilgi alarak, tüm taş hastalığı tedavilerinde %75-85 gibi bir başarıya sahip olmuşlardır. Ayrıca taş tedavisinde ilk seçenek olarak akla gelmektedir.

Bugün “Yüksek enerji ses dalgası” (YESD) oluşturmak için elektrohidrolik jeneratörler yanında Elektro magnetik ve Phieso elektrik jeneratörler de kullanılmaktadır.

Taş kırma cihazları; röntgen ve radyoaktivite prensipli çalışan sağıtım cihazları ile kıyaslandığında çevre kirliliği yapmayan, canlı dokular üzerinde çok az düzeyde yan etkisi olan genel anestezi gerektirmeyen, poliklinik şartlarında uygulanan, güvenilir, neredeyse sorunsuz düzeyde bir enerji şeklidir. Ürolojide; taş kırmada kullanılan bu uygulamaya ESWL denilmektedir (Extra Corparal shock Wave Lithotripsi).

Daha sonraki zamanlarda bu “Şok Dalgaları” başka hastalıkların tedavisinde de kullanılmıştır. Örneğin ortopedinin çok uğraştığı tendinit, sinovit, zor iyileşen kırık tedavisi, tam stabil olmamış protezlerin kemiğe sağlam tutunmamasının sağlanmasında gibi…

Daha sonra tükürük bezi taşlarında, bazı safra kesesi taşlarında, kadın doğumda ölü bebekte doğumun başlatılmasında kullanılmaktadır.

Günümüzde çok daha yaygın bir uygulama alanı Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahide yağların eritilmesi ve mabilizasyonunda “Body Shaper” denen cihazlardan şok dalgası prensibi ile çalışmaktadır. Ayrıca yeni, yakın tarih yayınlarda, yara iyileşmesinde de kullanılmaktadır.

Tıp dışı bir alan olan temizlik sektöründe ise, kirler ve atıklar bu şok dalgaları ile temizlenmektedir. Anlaşıldığı gibi deterjan kullanımı azaltılarak çevre korumacı bir etki de yaratmaktadır.

Yine biz biliyoruz ki “Şok ses dalgası” sınırlı da olsa beyin cerrahisi alanında da kullanılmıştır. Bu enerji çeşidinin özelliği; canlı organlara esnekliği nedeni ile zarar vermeden (kemik dokusu dahil), cansız olan taş romatizmal kalsisikasyonlar gibi oluşumları kırıp, parçalayarak tedavi etmektedir.

Şok Ses Dalgaları aslında “Atlayan elektriği” hünerlerinden biridir. Halk arasında buna elektrik kıvılcımı (spark) denir. Bu enerji, su gibi uygun ortamlarda şok ses dalgası oluşturan yüksek enerjili hava kabarcıkları yaratmaktadır. İnsanlık bu enerjiyi 1954 yıllarında keşfedip 1980’li yılların sonlarında kullanılır hale getirmiştir. Bilindiği gibi yıldırım düşmesi normalde tabiatta yağmurlu havalarda oluşan çok büyük voltajlı “Atlayan elektrik”ten başka bir şey değildir. Düştüğü yerde çukur açar ve etraftaki ağaçların dallarını kırar. Bu dalların kırılması, ağaçların parçalanması “Yüksek enerji ses dalgası” ile olmaktadırlar. Yani mini yıldırım oluşturup, bunun yarattığı yüksek enerji ses dalgası ile yukarıda adı geçen olayları gerçekleştirmekten başka bir şey değildir.

Tıpta gelişmeler bilimin serüveni ve teknolojisinin yerleşmesi ile paralellik göstermektedir.