Safra Kesesi Hastalıkları

Ağustos 17th, 2008

Safra kesesi hastalıkları; genel cerrahinin önemli hastalıklarındandır. Özellikle safra kesesi taşları, buna bağlı iltihapları ve safra yollarında tıkanma nedeniyle oluşan sarılıklar genel cerrahinin çok sık karşılaştığı hastalıklardandır.

Safra Kesesi; karın sağ üst kısmında, karaciğerin altında, yaklaşık 50 ml’lik büyüklükte safra depolayan  küçük armut görünümünde bir organdır. Karaciğerde, yapılan safra, safra yolları vasıtasıyla safra kesesine gelir burada depolanır. Yemek yeme esnasında ve sonrasında alınan gıdaların özellikle yağların sindirimi için içindeki safrayı kasılarak yine koledok denilen safra yolu vasıtasıyla on iki parmak bağırsağına fışkırtarak boşaltır. Sindirimdeki rolünü yapar. Günde ortalama karaciğerde 0,5-1,5 litre safra yapılır. Safra kesesi ve safra yollarında beklemede olan safradan safra taşları, safra çamuru oluşur. Safra yollarına nazaran, safra kesesinde taş oluşumu çok çok daha fazladır.

En çok kolesterol taşları %75, sonra pigment taşları %25 görülmektedir.

Dünya üzerinde görülme sıklığı ülkeden ülkeye değişmektedir.

Yaş arttıkça ve kadınlarda safra kesesi taşları daha sıklıkla görülmektedir.

40 yaşın üzerinde her 5 yılda toplumun %3′ünde safra kesesinde taş oluşma riski vardır.

Gelişmiş ülke ve toplumlarda safra kesesi taşları daha sık görülmektedir

SAFRA KESESİ TAŞLARINDA KLİNİK BELİRTİLER

Safra kesesi taşları ve onun sebep olduğu hastalıklar (safra kesesi ve safra yolları iltihapları, tıkanma sarılıkları, sekonder bilier siroz, pankreatitler, safra yolları kanserleri) önemli klinik belirtiler gösterir. Ağrı, kusma, bulantı, titreme ve ateş gibi belirtiler görülebilir.

Ağrı:En çok ve özellikle kolik tarzında (şiddetlenip yavaşlayan) ağrılar görülmekte. Safra kesesi taşları olan hastaların 1/3 ünde kolik tarzında ağrılar olmaktadır. Sıklıkla yemeklerden sonra olmakta taş veya taşların safra kesesi kanalının (Sistik kanal) ağzının tıkanmasıyla meydana gelmektedir. Ağrı ani ve şiddetli başlar.Yavaş yavaş azalıp geçebilir. 3 saat kadar sürebilir.

Ağrı daha çok mide ön kısmında ve karın sağ üst kısmında olur, sırta ve küreklerin arasına bazen kalb bölgesine vurur. Soğuk terleme, renk solukluğu olabilir.   İltihaplanma oluşmuşsa akut veya kronik iltihapta ağrılar daha uzun sürelidir. Ağrılar atak tarzında veya uzun süreli zaman zaman tekrarlayabilir.

Bulantı, titreme ve ateş nöbetleri eklenebilir

Karın sağ üst kısmında dokunmayla hassasiyet fark edilir (Murphy bulgusu ) veya ele bir dolgunluk kitle gelebilir. (Çevre organların omentum vs.yapışıklığı). İltihaplı kese, apse yapabilir, delinebilir, akut batın dediğimiz çok ciddi karın ağrılarına ve sorunlarına neden olabilir.

Sarılık: Safra kesesindeki taşların safra yollarına düşmesiyle, safra kesesinin iltihaplanmasıyla sarılık meydana gelir. Akut safra kesesi iltihaplanmalarında sarılık hafiftir. Safra yollarının taşla tıkanmasında ise sarılık fazladır.

Safra yollarında sık sık tıkanma yada uzun süren tıkanmalar veya iltihaplar olursa bir karaciğer hastalığı olan siroz meydana gelebilir.Dolayısıyla karaciğer yetmezliği belirtileri vücutta şişmeler, karın şişliği (Assit), kanamalar (Yemek borusunda varis kanamaları) görülebilir.

Pankreatit oluşmuşsa, buna bağlı şiddetli karın ağrıları, kuşak tarzında bele ve sırta vuran ağrılar, kusma, bulantı yapar. Çok ciddi klinik tablolar yaratabilir.

Safra kesesi taşları ve sebep olduğu hastalıklar, uzun sürede safra kesesi ve safra yolları kanserlerinede neden olduğu bildirilmektedir. Bunun yanında hiç bir belirti vermeyen safra kesesi taşları vardır. Safra kesesi taşlarıyla ilgili bu bulguların bir kısmı başka hastalıklarda da görülebilir. En çok mide, barsak, böbrek hastalıkları, akut appandisit, zatüre, anjina pektoris, aort anevrisması, perikardit, nevralji bulgularıyla benzerlik gösterebilir.

TEŞHİS VE AYIRICI TEŞHİS İÇİN

Laboratuar tetkikleri; Hemogram, Sedimantasyon, Kan Bilirubinleri, Alkali Fosfataz transaminazlar, Amilaz, Lipaz, Protrombim zamanı, INR, İdrar tahlili gibi tetkikler yapılır.

Radyolojik tetkikler; Ayakta direkt batın grafisi çekilir. Ülser delinmesi, barsak düğümlenmesi ve tıkanmasının ayırıcı tanısında çok işe yarar. Eskiden sık yapılan tetkiklerden safra kesesi ve safra yolları ilaçlı filimleri artık pek yapılmamaktadır.

Ultrasonografi; Safra kesesi taşlarını ve diğer hastalıklarını tespit etmede çok başarılıdır. Uygulaması basit ve rahatsız edici olmadığı için çok yaygın olarak kullanılmaktadır. Kese içindeki taşlar, büyüklükleri, sayıları, kesede veya safra yollarında tıkanma, genişleme, iltihap olup olmadığını, kese duvar kalınlığını, çevresinde apse veya sıvı olup olmadığını ortaya koyar. Nadir durumlarda ek tetkik olarak ERCP (Endoskopik Retrograd pankreato-kolongiografi ve BT (Bilgisayarlı Tomografi )’ye ihtiyaç olur.

ERCP; Endoskopik olarak mide ve duodenum (on iki parmak barsağı )geçilip papilla vateriden girerek safra yollarının ve pankreatik kanalın görüntülenmesi işlemidir. Burada gerçek patoloji ortaya konur. Safra yolunda taş, tümör, papillada darlık olup olmadığı tespit edilir. Taş tespit edilirse alınır, darlık varsa sfikteretomi yapılır , kanal ağzı genişletilir veya stent konabilir, tümör varsa biopsi alınabilir yine stent konabilir.

BT.(Bilgisayarlı Tomografi); Pankreastaki tümörleri veya çevresindeki kitlesel lezyonları daha iyi gösterir. MR ve Simtigrafi nadiren kullanılmaktadır.

Safra kesesi taşlarında tedavi kesin olarak cerrahidir. Özellikle atak geçiren, iltihaplı, sarılıklı ve ek organ hastalıklarına neden olma riski yüksek hastalarda, acil ameliyatlara ihtiyaç vardır. Gecikilen vakalarda ağır komplikasyonlarla karşılaşmak mümkündür.

Safra kesesi ameliyatları 1987′den önce açık ameliyatlar şeklinde yapılırdı. Bu tarihte dünyada yeni uygulanmaya başlanan endoskopik cerrahi (Minimal invazif cerrahi) ile laparoskopik olarak yapılmaya başlandı. Kısa sürede ülkemizde (1990-91) safra kesesi ameliyatları bu yöntemle yapıldı ve süratle yayıldı.

Laparoskopik safra kesesi ameliyatlarında hasta kısa sürede taburcu olabilmekte (1gün) ve işine dönebilmekte, ameliyat sonrası ağrıları az olmakta, ameliyat yarası yok sayılabilecek boyutta ( 2 adet 1cm, 1-2 adet 0,5cm olmak üzere  3-4 delik) olmaktadır. Hasta ve operatör tarafından öncelikle tercih edilmektedir.Daha önce karın ameliyatı geçirmişlerde, safra kesesi ve safra yolları anomalerinde açık ameliyatlar tercih edilebilmektedir.

Son 10-20 yılda tıbbi teknolojilerde hızlı gelişmeler safra kesesi hastalıklarının teşhis ve tedavisinde çok yararlı olmuş, hastalar bundan çok istifade etmiştir. Ultrasonografinin teşhiste kazandırdıkları, ERCP’nin teşhiste ve tedavide kazandırdıkları, laparoskopik kolesistektominin tedavideki kazandırdıkları çok büyüktür. Tıkanma sarılığı yapmış hastalarda 15-20 günde ancak hastaneden çıkabilecek olan hastalar ERCP ve safra yollarından taş ekstraksionu sayesinde  1-2 günde hastanelerden çıkabilmekte, ağrı ve sıkıntı çekmemektedir.

Ülkemizde ve Avrasya Hospıtal’de tüm bu teknolojiler süratle ve başarıyla uygulanabilmektedir. Hastanemizde  her türlü tetkikler ERCP, Bilgisayarlı Tomografi (MultiSlice Tomografi) imkanları olup, Laporoskopik batın ameliyatları ve endoskopik ameliyatlar başarı ile yapılabilmektedir.

OP.DR.HÜSEYİN URLU

GENEL CERRAHİ UZMANI

BAŞHEKİM

Memorial, Rumelihisarı Yaz Konserleri’nde

Ağustos 17th, 2008

İstanbul’un en gözde konser mekanlarından Rumeli Hisarı’nda, bir ay boyunca birbirinden ünlü sanatçılar müzikseverlerle buluşacak.

Rumeli Hisarı, müzikseverlerle sanatçıların coşkulu buluşmasına hazırlanıyor

30 Temmuz - 22 Ağustos tarihleri arasında her akşam bir ünlü sanatçı, sevilen şarkılarını İstanbul Boğazı’nın eşsiz manzarasıyla buluşturacak. Rumeli Hisarı Konserleri çerçevesinde, sinema günleri ve çocuk tiyatroları gibi birçok kültürel aktivite de gerçekleştirilecek.

Bu konserlere katılan herkes, Memorial Hastanesi’nde yaptıracakları Check Up ve Koroner BT Anjiyo tetkiklerinde süper fırsatlardan yararlanabilecek.

Anesmed Medikal ile TECME firmasının yeni teknoloji ürünü

Ağustos 17th, 2008

Anesmed Medikal ile Tecme Firmasının yeni ürünü solunum destek cihazının özelliklerini konuştuk.

Ürün yoğun bakımlarda solunum desteği sağlamak amacı ile kullanılmaktadır. Cihazın en önemli özelliği yeni doğan hastalardan yetişkin hastalara kadar rahatlıkla kullanılabilmektedir.Geniş ekrana sahip olması kullanıcının cihaza hakim olmasını ve kolay kullanımını sağlıyor. Ayrıca fiyat olarakda ayni segmentteki rakiplerinden daha uygundur.

Özellikleri;

12 ” RENKLİ TFT EKRANLI
YENİDOĞAN, ÇOÇUK VE YETİŞKİN KULLANIM
HESAPLAMALAR
2 SAAT DAHİLİ BATARYA
TÜM SOLUNUM MODLARI
24 SAAT HAFIZA

Firmamız 2003 yılında kurulmuştur. Sadece yoğun bakım ekipmanları ve aksesuarları konusunda faaliyet göstermektedir. Firmamızın kurulduğu tarihten günümüze kadar sektöründe lider konumda olması, müşterilerine tecrübe, geçerlilik ve güvenilirlik unsurlarının sağlanmasının garantisi olmuştur. Firmamız devamlı olarak, ürün ve hizmet kalitesini, daha kaliteli ürünler ve daha kapsamlı destek sağlamak amacıyla geliştirmektedir.

Firmamız teknik destek birimine 2006 yılında ciddi yatırımlar yapılmıştır.Bu yatırım sayesinde ekipmanların onarımı firmamız bünyesinde deneyimli personeller tarafından profesyonel ekipmanlar ile yapılmaktadır. Ayrıca yedek parça stoğumuz sayesinde onarım süremiz kısalmaktadır.

Yıl içinde ülkemizde düzenlenmekte olan KONGRE ve FUARLARA katılarak yine bayilerimizi ve son kullanıcıları bilgilendirmekteyiz. Buda temsilcisi olduğumuz yurtdışı firmalarının ve firmamızın ülkemizde en iyi şekilde tanınmasını sağlamaktadır.

Yılın Sağlık Kuruluşu Ödülü Avrasya Hospital’ın

Ağustos 16th, 2008

Uluslararası First Business Dergisi ve Kanal 7 Türksoy’la İpekyolu programı işbirliğinde ZİRVEDEKİLER  2007 ödülüne layık görülen başarılı isimler açıklandı.

Dergi ve Program jürisinin  yanı sıra akademisyenler, işadamları, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri, meslek odaları yöneticileri, başta olmak üzere çeşitli kesimlerden kanaat önderlerinin görüşlerine başvurularak titiz bir değerlendirme sürecinden sonra tespit edilen İş, Sanat, Diplomasi, Yerel Yönetimler, Proje, Kalite, ve Türk dünyası hizmet ödüllerine layık görülen kişi ve kuruluşlar Ceylan İntercontinental Otel’de 19 Nisan tarihinde düzenlenen törenle ödüllerini aldılar.

SAĞLIK SEKTÖRÜNDE YILIN KURULUŞU AVRASYA HOSPITAL

Yaptığı başarılı hizmetler, idari ve medikal alandaki tüm çalışanlarına yönelik sunduğu eğitimlerle  “Tüketiciyle Dost Altın Kalite Ödülü”ne layık görülen ilk özel sağlık kuruluşu, Avrasya Hospital, Türkiye’nin Onkoloji Merkezi olan ilk özel hastanelerinden biri olması gibi özelliklerinin yanı sıra kurumsal, standart, kaliteli, sağlık hizmeti sunumuyla bu ödüle layık görüldü.

Avrasya Hospital doktorlarının ve yöneticilerinin de hazır bulunduğu törende Yönetim Kurulu Başkanı ve Başhekim Op. Dr. Hüseyin Urlu tüm çalışanlar adına ödülü eski Sağlık Bakanı Bülent Akarcalı’dan aldı.

Avrasya Bölgesinden 20 değişik ülkeden Devlet Başkanları, Bakanlar, Büyükelçiler ve işadamlarının ödüllendirildiği törende 22. dönem TBMM Başkanı Bülent Arınç, adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, TOBB Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu, sanatçı Hülya Koçyiğit hem ödül aldılar hem de ödülleri dağıttılar.

Check-up Programları

Ağustos 16th, 2008

Yaşam süremiz uzuyor. Uzun yaşamımızı kaliteli ve sağlıklı geçirebilmemiz için koruyucu tıbbın yardımına ihtiyacımız var. Hastalıklara karşı korunmak için doktorunuza başvurduğunuzda yaşınız, ailenizin sağlık geçmişi ve kişisel öykünüz, alınacak önlemleri şekillendiriyor. Bu konuda son yıllarda yapılan araştırmaların (National Guideline Clearing House ve Institute for Clinical Systems Improvement 2007 Ekim rehberleri) ışığında erişkinler için check up programları hazırladık.

İşte check-up programları:  
    
* Standart check-up programı
* Ayrıntılı check-up programı
* 40 yaş üstü kadınlar için ayrıntılı check-up programı
* 40 yaş altı kadınlar için ayrıntılı check-up programı
* 40 altı erkekler için ayrıntılı check-up programı    
* 60 yaş ve üstü erkekler için mini check-up programı
* 60 yaş ve üstü kadınlar için mini check-up programı
* Sigara içenler için check-up programı
* Kardiyak check-up programı

US NEWS Memorial’ı Öneriyor

Ağustos 16th, 2008

ABD’nin en saygın yayın organlarından US News & World Report dergisi Amerikan vatandaşlarının ABD dışında tüm dünyada güvenerek hizmet alabileceği 42 hastaneyi belirledi.
 
“US News” dergisinin önerdiği sağlık merkezleri arasında Memorial Hastanesi ilk sıralarda yer alıyor. Dergi, Memorial Hastanesi’nde görev yapan hekimler için “Pek çoğu ABD ve Avrupa’da eğitim görmüş olan 150 doktorluk bir personeli bulunmaktadır. Bunların pek çoğu akıcı şekilde İngilizce konuşmaktadır.” şeklindeki açıklamaları ile Amerikalılara Memorial’ı öneriyor.

US News, Memorial’ın; kalp cerrahisi, tüp bebek ve organ nakli bölümlerinde verilen hizmetlerle dünyaca ünlü sağlık merkezleri arasında bayrağı ön sıralarda taşıdığına dikkat çekiyor. Çalışmada Memorial’ın profili konusunda şu ifadelere yer veriliyor. Memorial Hastanesi JCI tarafından akredite edilmiş olan Türkiye’deki ilk sağlık kuruluşudur ve Amerikan Sağlık Derneğinin bir üyesidir. 200 yataklı hastane 2000 senesinde açılmıştır. Hastane Uluslararası sağlık bakımı alanında kardiyovasküler cerrahi, IVF ve organ nakli üzerinde odaklanmaktadır. Türkiye’deki Sağlık Bakanlığı, 2004 senesinde organ nakli (böbrek ve karaciğer) ile ilgili laboratuvar servisleri için, özel hastaneler arasında ilk lisansı Memorial’a vermiştir. Memorial’ın IVF Merkezi, Türkiye’deki ilk mikroenjeksiyon vasıtasıyla IVF hamileliği vakasını gerçekleştirmiştir.

Yeni 4 Boyutlu Ultrason

Ağustos 16th, 2008

Hastanemizde 4 Boyutlu Ultrason; gebelik muayenesinin bir parçası olarak görülmekte ve bu nedenle aylık gebelik takipleri kadın doğum uzmanları tarafından ultrason ile yapılmaktadır.

Günümüzde yeni kullanıma giren 4 boyutlu ultrason gelişmiş bir teknoloji ürünüdür. Ses dalgalarının bir prob yardımıyla bebeğe yollanması ve yansıyan dalgaların cihazda görüntüye dönüşümüdür. Bebeğin parmağını emmesi, esnemesi, esnerken ağzını kapatması, ayak parmağını emmeye çalışması, gülümsemesi, kaşlarını çatması, gözünü açması, izleyen anne baba ile bebek arasında farklı bir iletişimin başlangıcı olmaktadır.

Günümüzde ultrasonun daha gelişmiş bir modeli olan 4 boyutlu ultrason yardımıyla; gelişme geriliği, kan uyuşmazlığı, gebelik tansiyonu, çoğul gebelikler, dış gebelikten ayrımı, çoğul gebelik olup olmadığı, rahim ağzı yetersizliği, gün geçmesi gibi riskli gebelikler sağlıklı bir şekilde izlenebiliyor, ayrıca dudak damak yarığı, spina bifida, parmak anomalileri, ve plasenta ile ilgili sorunlar erken teşhis edilebilmektedir.

Prenses Doğum

Ağustos 16th, 2008

“Prenses Doğum” adı verilen ağrısız doğum yöntemiyle, sancı çekmeden, o dayanılmaz ağrılara katlanmadan anne adayları bebeklerini kucağına alabiliyor. Hastanemizde epidural anestezi ile ağrısız ve normal doğum; beceri ve deneyimli uzman bir kadroyla ve en son teknolojinin ürünlerini kullanarak yaptırılmaktadır. Hastanemiz Kadın Hastalıkları Uzmanı Operatör Dr. Sinan Küçük ağrısız doğum yapmak isteyen anne adaylarının tercih ettiği ‘Prenses Doğum’ yöntemini anlattı.

“Ağrısız doğum; doğum sancıların karında basınç, kasıklarda baskı şeklinde algılandığı tamamen normal bir doğumdur. Bu yöntemle anne adayları ağrısız doğum ile karnındaki bebeğin tüm hareketlerini hissederken, sancı hissetmiyor. Epidural anestezi ile doğum; ağrıların giderilmesinde en etkili yoldur.” Epidural anestezinin hem normal hem de sezaryen doğumların son derece rahat ve keyifli geçmesini sağladığını söyleyen Op.Dr.Sinan Küçük, güvenle uygulanan modern bir tıbbi yaklaşım olduğunu belirtti
 
“Prenses Doğum” da iğnenin yapılmasıyla vücudun bir süre sonra uyuşmaya başladığını belirten Op.Dr.Sinan Küçük epidural anestezi nedir sorusuna şöyle cevap verdi: “Epidural anestezi, vücudun belirli bir bölgesindeki ağrı iletimini durduran bölgesel anestezi türlerinden biridir. Doğum ağrısını kontrol altına almanın en etkili yöntemi olmakla birlikte sezaryen başta olmak üzere bel seviyesi altında yapılan pek çok ana cerrahi ameliyat epidural anestezi ile yapılabilir.” dedi.

Deneyimli ellerle yapılan epidural anestezinin hiç bir tehlikesi olmadığını vurgulayan Dr.Küçük: “Çok nadir olarak işlemden sonra bir hafta-on günlük baş ağrıları yaşanabilir. Kullanılan ilaçlara bağlı olarak hafif alerjik bir reaksiyon gelişebilir ve hastada birkaç saatlik kaşıntı ortaya çıkabilir.” Prenses doğum diğer adıyla ağrısız doğumun avantajlarını anlatan Kadın Hastalıkları Uzmanı Operatör Dr. Sinan Küçük “doğumda annenin bilinci açık olduğu için sezaryen sırasında doğuma katılabilir, ameliyat devam ederken bebeğini kucağına alabilir.

Epidural anestezinin dezavantajı hastanın isteği ile normal dozdan daha fazla ağrı kesici yapıldığında ıkınma hissi azalacağı için doğumun ikinci evresi uzayabilir ve vakum ya da forseps uygulanması gerekebilir. Nadiren işlem sonrası idrar yapma hissi birkaç saatliğine azalabilir. Bacak sinirlerinde hissizlik çok nadiren görülen ve genelde geçici bir komplikasyondur. Epidural anestezi ile prenses doğumun en sık görülen yan etki tansiyon düşmesidir. Omurilik içinde ağrı ve motor iletimi sağlayan sinirler dışında istemsiz çalışan kasların fonksiyonlarını kontrol eden sinir lifleri de bulunur. Bu liflerin etkilenmesi durumunda kan damarlarında gevşeme ve genişleme meydana gelerek tansiyon düşüklüğü ortaya çıkabilir. Bu ani tansiyon düşmesinin önüne geçmek için işlemden hemen önce damar yolundan yaklaşık 1 litre sıvı hızlı bir şekilde verilerek damar yolunun dolması sağlanırsa sorun yaşanmaz.”

Kimlere epidural anestezi uygulanmaz sorusuna; Op.Dr.Sinan Küçük şöyle cevap verdi: “Hastada kanama, pıhtılaşma bozukluğu, epidural yapılacak bölgede veya vücutta yaygın enfeksiyon bulunması halinde epidural anestezi uygulaması önerilmez.” Epidural anesteziyle doğum yapmak isteyen anne adayları hastanemize gelerek uzmanımızla tanışarak ayrıntılı bilgi alabilirler. Tel: (0212) 617 95 75

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Sinan KÜÇÜK

Perpa’dan İlik Bankasına 850 Örnek

Ağustos 16th, 2008

Persiad’ın Çapa İlik Bankası için yaptığı kampanyaya Perpa`lılar yoğun ilgi gösterdi. Özel Okmeydanı Hastanesi’nin sponsorluğunu yaptığı kampanyada 3 günde bankaya 850 örnek toplandı.

Geçtiğimiz aylarda basında ve televizyonlarda çıkan Türkiye’deki İlik bankalarının yeterli örnek bulamamasından kaynaklı olarak, kapatılacağı haberleri üzerine hareket geçen Persiad yönetim kurulu bu konuda neler yapılabileceğini tartışarak Çapa ilik bankası ile temasa geçti. Sorunun çözümü için neler yapılması gerektiği konusunda yetkililerden bilgi alındıktan sonra, Bu konuda bir kampanya yapmaya karar verildi. Kampanyada gerekli olan şırınga, tüp ve hemşire gereksinimini karşılamak üzere Özel Okmeydanı Hastanesi sponsor oldu. Perpa’nın dört bir yanı afişlenerek çağrı yapıldı. Perpalılar kampanyaya yoğun ilgi göstererek aksini düşünenleri yanılttı. Perpalılar 3 gün boyunca daha çok katkı verebilmek için canla başla çalıştılar. Birçok insan daha çok örnek bulabilmek için arkadaşlarını seferber etti. Kampanya boyunca en çok ilgi çeken kişi şüphesiz, Perpa Yönetim Kurulu Üyesi Eraslan Alkılıç’tı. Alkılıç 3 gün boyunca soğuğa, yorgunluğa aldırmadan insanları kampanyaya katmak için çaba harcadı. Çapa İlik Bankası için yapılan kampanyaya televizyonlar ve gazetelerde yoğun ilgi gösterdi. Perpa Kampanyası birçok televizyonun ana haber bültenlerinde yayınlandı. 3 gün süren kampanya boyunca ilik bankası için 850 kan örneği toplandı.

Yeni Doğan Bebeklerde ve Çocuklarda İşitme Testi Uygulaması

Ağustos 16th, 2008

Hastanemizde yeni doğan bebeklere ilk muayenesinde uyguladığımız bu yeni hizmetimiz SSK, BAĞKUR, EMEKLİ SANDIĞI ve özel hastalarımıza Çocuk Hastalıkları Polikliniğimizde uzman personel tarafından yapılmaktadır.

Tarama testi olarak adlandırılan OTOAKUSTİK EMİSYON (OAE) testinde kulağa özel olarak hazırlanmış sesler gönderilerek duyup duymadığı anlaşılır. Basit bir yöntem olan işitme testi tüm bebeklere, çocuklara ve yetişkinlere anestezi verilmeden, canı acımadan kolaylıkla uygulanmakta, kesin ve güvenilir sonuç vermektedir.Hastanemizde son teknoloji kullanılarak bebeklerde OTOAKUSTİK EMİSYON TESTİ yapılmaktadır.

Bebeklerin konuşma ve lisan yetenekleri, yaşamın ilk birkaç ayında hızlı gelişir. Doğumsal işitme kaybı, çocuğun konuşma, lisan, sosyal ve bilişsel becerilerini olumsuz yönde etkiler.

Doğumsal işitme kaybının erken tanısında, yeni doğan işitme taraması büyük önem taşır.

Çünkü, bebeklerde tespit edilemeyen işitme kayıpları, ileriki yıllarda konuşma bozuklukları, zeka gelişimindeki gerilik ve ruhsal bozukluklar olarak ortaya çıkmaktadır. Yapılan araştırmalarda, işitme kaybı saptanan bebeklerin %50’sinde işitme kaybına neden olabilecek hiçbir bozukluk tespit edilememiştir. Bu nedenle doğan her bebek, risk grubunda olmasa bile işitsel açıdan incelenmelidir.

Risk grubundaki ve prematüre doğan tüm bebekler, odyolojik muayeneyle bulunamayan akustik travmalar, çok küçük çocuklar, fiziksel-zihinsel geriliği olan hastalar bu yöntemle incelenebilirler.