Archive for the ‘Tedaviler’ Category

Check-up Programları

Cumartesi, Ağustos 16th, 2008

Yaşam süremiz uzuyor. Uzun yaşamımızı kaliteli ve sağlıklı geçirebilmemiz için koruyucu tıbbın yardımına ihtiyacımız var. Hastalıklara karşı korunmak için doktorunuza başvurduğunuzda yaşınız, ailenizin sağlık geçmişi ve kişisel öykünüz, alınacak önlemleri şekillendiriyor. Bu konuda son yıllarda yapılan araştırmaların (National Guideline Clearing House ve Institute for Clinical Systems Improvement 2007 Ekim rehberleri) ışığında erişkinler için check up programları hazırladık.

İşte check-up programları:  
    
* Standart check-up programı
* Ayrıntılı check-up programı
* 40 yaş üstü kadınlar için ayrıntılı check-up programı
* 40 yaş altı kadınlar için ayrıntılı check-up programı
* 40 altı erkekler için ayrıntılı check-up programı    
* 60 yaş ve üstü erkekler için mini check-up programı
* 60 yaş ve üstü kadınlar için mini check-up programı
* Sigara içenler için check-up programı
* Kardiyak check-up programı

Yeni 4 Boyutlu Ultrason

Cumartesi, Ağustos 16th, 2008

Hastanemizde 4 Boyutlu Ultrason; gebelik muayenesinin bir parçası olarak görülmekte ve bu nedenle aylık gebelik takipleri kadın doğum uzmanları tarafından ultrason ile yapılmaktadır.

Günümüzde yeni kullanıma giren 4 boyutlu ultrason gelişmiş bir teknoloji ürünüdür. Ses dalgalarının bir prob yardımıyla bebeğe yollanması ve yansıyan dalgaların cihazda görüntüye dönüşümüdür. Bebeğin parmağını emmesi, esnemesi, esnerken ağzını kapatması, ayak parmağını emmeye çalışması, gülümsemesi, kaşlarını çatması, gözünü açması, izleyen anne baba ile bebek arasında farklı bir iletişimin başlangıcı olmaktadır.

Günümüzde ultrasonun daha gelişmiş bir modeli olan 4 boyutlu ultrason yardımıyla; gelişme geriliği, kan uyuşmazlığı, gebelik tansiyonu, çoğul gebelikler, dış gebelikten ayrımı, çoğul gebelik olup olmadığı, rahim ağzı yetersizliği, gün geçmesi gibi riskli gebelikler sağlıklı bir şekilde izlenebiliyor, ayrıca dudak damak yarığı, spina bifida, parmak anomalileri, ve plasenta ile ilgili sorunlar erken teşhis edilebilmektedir.

Prenses Doğum

Cumartesi, Ağustos 16th, 2008

“Prenses Doğum” adı verilen ağrısız doğum yöntemiyle, sancı çekmeden, o dayanılmaz ağrılara katlanmadan anne adayları bebeklerini kucağına alabiliyor. Hastanemizde epidural anestezi ile ağrısız ve normal doğum; beceri ve deneyimli uzman bir kadroyla ve en son teknolojinin ürünlerini kullanarak yaptırılmaktadır. Hastanemiz Kadın Hastalıkları Uzmanı Operatör Dr. Sinan Küçük ağrısız doğum yapmak isteyen anne adaylarının tercih ettiği ‘Prenses Doğum’ yöntemini anlattı.

“Ağrısız doğum; doğum sancıların karında basınç, kasıklarda baskı şeklinde algılandığı tamamen normal bir doğumdur. Bu yöntemle anne adayları ağrısız doğum ile karnındaki bebeğin tüm hareketlerini hissederken, sancı hissetmiyor. Epidural anestezi ile doğum; ağrıların giderilmesinde en etkili yoldur.” Epidural anestezinin hem normal hem de sezaryen doğumların son derece rahat ve keyifli geçmesini sağladığını söyleyen Op.Dr.Sinan Küçük, güvenle uygulanan modern bir tıbbi yaklaşım olduğunu belirtti
 
“Prenses Doğum” da iğnenin yapılmasıyla vücudun bir süre sonra uyuşmaya başladığını belirten Op.Dr.Sinan Küçük epidural anestezi nedir sorusuna şöyle cevap verdi: “Epidural anestezi, vücudun belirli bir bölgesindeki ağrı iletimini durduran bölgesel anestezi türlerinden biridir. Doğum ağrısını kontrol altına almanın en etkili yöntemi olmakla birlikte sezaryen başta olmak üzere bel seviyesi altında yapılan pek çok ana cerrahi ameliyat epidural anestezi ile yapılabilir.” dedi.

Deneyimli ellerle yapılan epidural anestezinin hiç bir tehlikesi olmadığını vurgulayan Dr.Küçük: “Çok nadir olarak işlemden sonra bir hafta-on günlük baş ağrıları yaşanabilir. Kullanılan ilaçlara bağlı olarak hafif alerjik bir reaksiyon gelişebilir ve hastada birkaç saatlik kaşıntı ortaya çıkabilir.” Prenses doğum diğer adıyla ağrısız doğumun avantajlarını anlatan Kadın Hastalıkları Uzmanı Operatör Dr. Sinan Küçük “doğumda annenin bilinci açık olduğu için sezaryen sırasında doğuma katılabilir, ameliyat devam ederken bebeğini kucağına alabilir.

Epidural anestezinin dezavantajı hastanın isteği ile normal dozdan daha fazla ağrı kesici yapıldığında ıkınma hissi azalacağı için doğumun ikinci evresi uzayabilir ve vakum ya da forseps uygulanması gerekebilir. Nadiren işlem sonrası idrar yapma hissi birkaç saatliğine azalabilir. Bacak sinirlerinde hissizlik çok nadiren görülen ve genelde geçici bir komplikasyondur. Epidural anestezi ile prenses doğumun en sık görülen yan etki tansiyon düşmesidir. Omurilik içinde ağrı ve motor iletimi sağlayan sinirler dışında istemsiz çalışan kasların fonksiyonlarını kontrol eden sinir lifleri de bulunur. Bu liflerin etkilenmesi durumunda kan damarlarında gevşeme ve genişleme meydana gelerek tansiyon düşüklüğü ortaya çıkabilir. Bu ani tansiyon düşmesinin önüne geçmek için işlemden hemen önce damar yolundan yaklaşık 1 litre sıvı hızlı bir şekilde verilerek damar yolunun dolması sağlanırsa sorun yaşanmaz.”

Kimlere epidural anestezi uygulanmaz sorusuna; Op.Dr.Sinan Küçük şöyle cevap verdi: “Hastada kanama, pıhtılaşma bozukluğu, epidural yapılacak bölgede veya vücutta yaygın enfeksiyon bulunması halinde epidural anestezi uygulaması önerilmez.” Epidural anesteziyle doğum yapmak isteyen anne adayları hastanemize gelerek uzmanımızla tanışarak ayrıntılı bilgi alabilirler. Tel: (0212) 617 95 75

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Sinan KÜÇÜK

Yeni Doğan Bebeklerde ve Çocuklarda İşitme Testi Uygulaması

Cumartesi, Ağustos 16th, 2008

Hastanemizde yeni doğan bebeklere ilk muayenesinde uyguladığımız bu yeni hizmetimiz SSK, BAĞKUR, EMEKLİ SANDIĞI ve özel hastalarımıza Çocuk Hastalıkları Polikliniğimizde uzman personel tarafından yapılmaktadır.

Tarama testi olarak adlandırılan OTOAKUSTİK EMİSYON (OAE) testinde kulağa özel olarak hazırlanmış sesler gönderilerek duyup duymadığı anlaşılır. Basit bir yöntem olan işitme testi tüm bebeklere, çocuklara ve yetişkinlere anestezi verilmeden, canı acımadan kolaylıkla uygulanmakta, kesin ve güvenilir sonuç vermektedir.Hastanemizde son teknoloji kullanılarak bebeklerde OTOAKUSTİK EMİSYON TESTİ yapılmaktadır.

Bebeklerin konuşma ve lisan yetenekleri, yaşamın ilk birkaç ayında hızlı gelişir. Doğumsal işitme kaybı, çocuğun konuşma, lisan, sosyal ve bilişsel becerilerini olumsuz yönde etkiler.

Doğumsal işitme kaybının erken tanısında, yeni doğan işitme taraması büyük önem taşır.

Çünkü, bebeklerde tespit edilemeyen işitme kayıpları, ileriki yıllarda konuşma bozuklukları, zeka gelişimindeki gerilik ve ruhsal bozukluklar olarak ortaya çıkmaktadır. Yapılan araştırmalarda, işitme kaybı saptanan bebeklerin %50’sinde işitme kaybına neden olabilecek hiçbir bozukluk tespit edilememiştir. Bu nedenle doğan her bebek, risk grubunda olmasa bile işitsel açıdan incelenmelidir.

Risk grubundaki ve prematüre doğan tüm bebekler, odyolojik muayeneyle bulunamayan akustik travmalar, çok küçük çocuklar, fiziksel-zihinsel geriliği olan hastalar bu yöntemle incelenebilirler.